Herkes üzerine düşeni yapmazsa ne olur? Yükümüzü başkasına taşıttırmak istesek ne olur? Toplu halde tembellik iyi midir? Rahata düşkünlüğün bedeli nedir? Uzun zaman önce yapılmış hatalar düzeltilebilir mi? Bir hatayı kabul etmemek ikinci hata mıdır? Doğruyu yanlıştan ayıran nedir?
Neden bazıları doğrulara inanmak istemez? Neden bazıları sorunları çözmek yerine onlarla yaşamayı ve acı çekmeyi sever? Acı çekmek kader mi? Düşünmek çok zor bir iş mi? Dedikodu bir düşünme şekli mi? Kendisini eleştirmeyen toplumu ne bekler?
Tek başına kalmak yanılmak mı demektir? Vazgeçmeyenler için bir olasılık daha var mıdır?
13 Temmuz 2019 Cumartesi
27 Ekim 2018 Cumartesi
ECZACILIK PARADİGMASI VE MARUZİYET
Paradigma1 kavramını ilk defa
bilim filozofu Thomas Kuhn “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”2 eserinde
ele aldığında bilim tarihine yeni bir açı kazandırdı. Harvard Üniversitesi'nde
Kuantum Fiziği alanında doktorasını yapmış Kuhn, kısacası kitabında şunu demek
istedi:
“…arkadaşlar, hani siz patates kızartmasını seviyorsunuz ya, ben mutfaktan
geliyorum, o patatesin nasıl bir patates olduğu, nasıl bir yağda kızardığını,
mutfağın nasıl pis olduğunu orada ne biçim farelerin gezdiğin bir anlatayım da
bir daha patatesi yerken size biraz farkındalık gelsin…”
Peki Kuhn paradigma kavramını nereden bulmuştu? Ludwik Fleck başarılı
bir mikrobiyolog olmasına karşın “Bilimsel Gerçeklerin Yaratılış ve Gelişimi”3 kitabında
örgütlü ve kurumsallaşmış bilimsel bilgi egemenliğine linguistik bir eleştiri
getirmiş ve bir kavramın çıktığı sosyal çevrenin yapısına göre farklılık
gösterdiğini açıklamıştı. Aslında Fleck, Ludwig Wittgenstein’ın dil
felsefesi çalışmalarından4 haberdardı. Wittgenstein son dönem
çalışmalarında kısacası şunu diyordu:
“…bir sözcük, bir tanım ve bir kavram, çıktığı bağlam içinde tanımlanır.”
Yani bir tanım uygulandığı sosyolojiye göre değişkenlik gösterir. Burada
bir nokta koyup tekrar Kuhn’a dönelim, zira bu iki kavramı arasında bağ var.
Aslında hikâyenin arka planında ilginç bir dönüm noktası daha vardı. 20
Y.Y. başında Karl Popper5 şöyle bir açılım
yapmıştı:
“…tüm ördekler beyazdır dersek, tüm ördekleri bulup getirmemiz gerekir ki
bu neredeyse imkânsızdır, am tüm ördekler beyaz değildir dersek, siyah ( veya
başka renkte) bir ördek bulmamız yeterlidir…”
Böylece pozitivist düşünce akımının getirdiği doğrulamaya6 tezine, yanlışlama7 gibi
devrimsel bir şerh düşmüştü. Popper’in önerisi bilim felsefesinde neredeyse
çığır açmıştı. Hem işe yaramıştı ve hem birçok çalışmaya ilham kaynağı
olmuştur. Ancak zamanla bu varsayımda8 arızalar görülmeye
başladı. Bu arızayı en iyi tanımlayan Kuhn oldu. Kuhn kısacası şöyle bir
düzenleme getirdi:
“….(Sayın Popper ) bazı teoriler yanlışlansa da, onlara inanan insanlar
yaşadığı sürece yaşamaya devam eder.”9
Kuhn burada bilim sosyolojisinin ne denli önemli olduğunu anlatmış oldu.
Kuhn, Fleck ve Wittgenstein çevresinde dolaştığı paradigma kavramı, neden
toplum ile ilişkisi önemlidir? Bilim felsefesindeki bu yaklaşımla eczacılığın
ilgisi nedir? Sizi biraz daha bekleteceğim.
Ünlü Fransız sosyolog Pierre Bourdieu10 eserinde11 Alan
Teorisi12 kuramında özetle şöyle der:
“ bir cemiyetin kararlarını o cemiyet vermelidir, bu alan teorisidir.
Sözgelimi bir meslek grubu o meslek hakkında karar mercii olmalıdır. Yani, o cemiyetin
bir habitusu13 olmalıdır.”
Şimdi gelin puzzle'ın parçalarını birleştirelim:
1. Bir toplumun bir paradigması olmalı.
2. O paradigma o toplumun ortak yaşam alanı üzerine inşa edilir.
3. O ortak yaşam alanının bir ortak dili olmalıdır.
4. Bu dilin oyun kuralları, o toplum tarafından iyi bilinmelidir.
Şimdi bu dört soruyu eczacılık mesleğine uygulayalım:
1. Türk Eczacılar toplumunun paradigması var mı?
2. Eczacıların ortak bir yaşam alanı var mı?
3. Eczacıların habitusun ortak dili var mı?
4. Eczacılar toplumunun oyun kuralları açık ve seçik mi?
Eczacılıkla ilgili tüm kararları eczacılar
vermelidir. İlacın tek uzmanı eczacıdır. Halka en yakın sağlık danışmanı
eczacıdır. Bu tanımlamalar doğru, açık ve seçik ise neden eczacılık
fakültelerinin sayısı sekizden kırka çıkınca eczacılara sorulmuyor? Neden ilaç
fiyatları değiştirilirken eczacılara sorulmuyor? Neden vatandaş leblebi ile
antibiyotiğin farkını bilmediğinde eczacılara sormuyor? Neden ilaç depoları
kârına kâr katarken eczacılara danışmıyor? Neden ilaç firmaları bazı ürünlerini
marketlere verirken eczacılara sormuyor?
Neden eczacılar sürekli maruz kalıyor? Bu maruziyetin bedeli
nedir, sebebi nedir ve çözümü nedir?
Değerli meslektaşlarım, klinik eczacılık, fitofarmasi, eczacılıkta uzmanlık
gibi sözde çözüm önerileri bizim eczacılık sosyolojisinden çıkmış ihtiyaç
türleri değildir! Bunlar ABD ve AB eczacılar cemiyetlerinin, o
toplumların ihtiyaçlarına cevap vermek için onların paradigmasından çıkmış
sonuçlardır. Biz kendi paradigma tanımımızı yapmadan, kendi sosyolojimizi
oluşturmadan kalıcı bir çözüm bulamayız. Ne paradigma olur ne de paradigma
değişimi14 olur.
Bana sorarsanız, daha derin bir soru var o da şu sorudur, Türk
Eczacılar Cemiyeti, cemiyet midir, cemaat midir?15 Yani
kendi kararlarını kendisi veren bir toplum mudur yoksa sadece bir zümrenin
karar verdiği topluluk mudur?
Değerli meslektaşlarım, eczacılık
sosyolojisine bize özgün, bizim toplumun mayasına ve bağlamına uygun16 bir
çözüm önerisi çabası içindeyim. Eğer yazıyı itina ile okuduysanız benim
yaptığım özeleştiriyi siz de yapmış bulunacaksınız “ biz hiç ama hiç
sosyolojik çalışma yapmamışız”.
Keşke mesleki sorunlarımızı eczanelerin dekorasyon, ürün çeşitliliği,
gösteriş amaçlı kongreler veya diğer pansuman yöntemler ile çözebilsek ama
kanımca bir mesleği kıymetli kılan nesneler değil öznelerdir. Yani bizi biz
yapan insan kaynağı ve o insan kaynağının bilgelik17 düzeyi.
Saygılarımla,
Anooshirvan Miandji*
miandji@bilkent.edu.tr
*Anooshirvan Miandji Kimdir?
İran Azeri Türkü olan Miandji ( miyancı okunur), 1995 senesinden beri
Ankara yaşamaktadır.
Gazi Üniversitesinde Eczacılık okuduktan sonra, aynı üniversitede
Farmasötik kimya bölümünde 1.lik derecesiyle uzmanlık derecesi aldı. 2004 den
beri Bilkent Üniversitesinde Farsça Dersler vermektedir. Şu Anda Ankara
Üniversitesi Felsefe bölümünde Bilim tarihinde doktora öğrencisidir. Oxford
Üniversitesinden 2016-2018 yılları arası Bilim Felsefesi18,
Eleştirel Düşünme19 ve Bilgi Teorisi20 üzerine
eğitimi aldı. Maya Okullarına danışmanlık vermektedir. Çeşitli üniversiteler,
kurumlar ve okullarda eczacılık, bilim ve felsefe üzerine birçok söyleşi
yapmıştır.
Yazdığı Eserler: Modern Farsi (1994, İran) , Digital
konuşma sözlüğünü (1996,Türkiye) , Beginner’s Persian (1997,
ABD) , Farsi-English/English-Farsi Concise Dictionary (2003,
ABD) , Tıbbi Bitkiler Atlası (2010, Türkiye) , Süzme
Felsefe ( 2012, Türkiye) , Majistral Reçeteler (2013,
Türkiye), Samanadam (2015, Türkiye) , Eczacı Plan
Defteri (2016, Türkiye) , Filozof Meşe ( 2018,
Türkiye) ve Muz Cenneti (2018, Türkiye)
Çevirdiği Samed Behrengi'nin kitapları21: Küçük Kara
Balık (2014), Bir şeftali bin şeftali ( 2014), Sevgi
masalı (2016), Püsküllü deve (2016), Ulduz ve
Konuşan Bebek (2017), Pancarcı Çocuk (2017), Güvercinci
Çocuk (2018), Deli Dumrul (2018)
Aldığı ödüller: Mucitler yarışması 1. lik 200722 ve
201023, Altın Havan 201324
REFERANSLAR
1. Düşünce manzumesi
2. Bilimsel Devrimlerin Yapısı (The Structure of Scientific Revolutions,1962),
Thomas S. Kuhn'un bilim tarihi üzerine bir analizidir. Yayınlanması bilimsel
bilginin sosyolojisi alanında bir kilometre taşı olmuş, çokça tartışılmış,
paradigma ve paradigma kayması kavramlarını popülerleştirmiştir.
3. Genesis and Development of a Scientific Fact, 1935 ( Türkçeye
çevrilmemiştir.)
4. Felsefi soruşturmalar, Philosophical Investigations (Almancası:
Philosophische Untersuchungen), 1953
5. Bilimsel Araştırmanın Mantığı, 1934
6. verification
7. falsification
8. Hypothesis
9. İnsan psikolojik bir varlıktır. Kendini aldatmaya yatkındır.
10. Pierre-Felix Bourdieu, Fransız sosyolog, antropolog ve felsefeci
(1930-2002). II. Dünya Savaşı sonrasının en yaratıcı ve en verimli
araştırmacılarından olan Bourdieu günümüz sosyolojisinin temel kuramcılarından
biridir. Avrupa Sosyoloji Merkezi'nin kurucusudur.
11. Distinction: A Social Critique of the Judgment of Taste (1979)
12. Field Theory
13. Bourdieu sosyolojisinin temel kavramlardan biri olan habitus, toplumsal
faillerin algılama, hissetme, düşünme ve davranma şemaları olarak
içselleştirdikleri toplumsallık anlamına gelir.
14. paradigm shift
15. Cemaat ve Cemiyet (Gemeinschaft/Gesellschaft) F. Tönnies
16. context
17. 2013 senesinde uluslararası kişiye özel ilaç hazırlayan bir firma
Hollanda’dan benimle temasa geçti. Türkiye’deki ilaç sektör hakkında
görüşlerimi istediler? Ben de kendilerine beni nasıl buldunuz diye sordum.
Onların verdiği cevap manidardı “ …biz yatırım yapmak istediğimiz ülkelerdeki
eczacıların seviyesi ölçmek için onların entelektüel sermayesine bakarız,
birkaç yöntemi var ama biri de yayınlanmış kitap sayısı, içerik zenginliği ve
çeşitliliğidir. Kitapları incelerken o kitapların içeriğinin o ülkedeki eczacılar
tarafından oluşturulup oluşturulmadığı da başka bir kalite ölçeğidir.
Türkiye’deki tek ilaç hazırlama kitabını ( Majistral Reçeteler) sizi
yazdığınızı fark ettik, kitabı temin edip inceledik, böylece size ulaştık.”
Yani Ankara’dan Bolu’ya kadar yer kaplayan Hollanda’nın nasıl akıl yürüttüğünü,
bu küçük ülkenin neden 92 milyar Euroluk tarım ihracatı ile dünya 2. si olduğu
belli oluyor. Aklıma Aristoteles'in bundan yaklaşık 2350 sene önce söylediği
söz geldi “bir toplumun toplum olabilmesi için, bir tabakanın düşünmek için
zaman ayırması zorunludur.”
18. Philosophy of Science
19. Critical Reasoning
20. Theory of Knowledge
21. Bilgi Yayınevi
22. Kanal D
23. NTV
24. Majistral Reçeteler ve Tıbbi Bitkiler Atlası Kitabından dolay
Link: https://www.rxformat.com/index.php?route=pavblog/blog&blog_id=42
16 Ağustos 2018 Perşembe
Filozof Meşe ve Muz Cenneti ( yeni çıkan kitaplar)
Filozof Meşe
Herkes
üzerine düşeni yapmazsa ne olur? Yükümüzü başkasına taşıttırmak istesek ne olur?
Toplu halde tembellik iyi midir? Rahata düşkünlüğün bedeli nedir? Uzun zaman
önce yapılmış hatalar düzeltilebilir mi? Bir hatayı kabul etmemek ikinci hata
mıdır? Doğruyu yanlıştan ayıran nedir?
Neden
bazıları doğrulara inanmak istemez? Neden bazıları sorunları çözmek yerine
onlarla yaşamayı ve acı çekmeyi sever? Acı çekmek kader mi? Düşünmek çok zor
bir iş mi? Dedikodu bir düşünme şekli mi? Kendisini eleştirmeyen toplumu ne
bekler?
Tek başına
kalmak yanılmak mı demektir? Vazgeçmeyenler için bir olasılık daha var mıdır?
Bu
sorulardan bazılarını merak ediyorsanız Filozof Meşe’yi okumanız gerekebilir.
https://www.bilgiyayinevi.com.tr/filozof-mese
Muz Cenneti
Ayda muz var
mı?
Muz için aya
gidilir mi?
Maymun ile
insan arasındaki benzerlik ve fark nedir?
Her proje
uygulamaya değer mi?
Tüm
sorunları teknoloji çözebilir mi?
Mühendislik
her şeye kadir mi?
Sosyal
bilimlerin önemi nedir?
Bu soruların
yanıtlarını ve fazlasını öğrenmek için Muz Cenneti onu okumanızı bekliyor.
https://www.bilgiyayinevi.com.tr/muz-cenneti
16 Haziran 2018 Cumartesi
Kim yetiştirdi? #HayvanaSiddetSuctur
masum hayvanlara, insanlara, çocuklara ve diğer tüm canlılara şiddet uygulayan zihinyeti ceza ile durduramazsınız.
sonuca odaklanarak kalıcı çözüm getiremezsiniz, sebepleri
bunca canavaı toplum hangiş ara doğrudu, büyüttü ve kullanıma sundu??!
Bu sosyolojik bir sorun, bunu ceza verek engelleyemezsiniz zira sorun zihniyette,
kafa yapısı değişmelidir. Niye bu toplum özeleştir yapamıyor, niye utanmıyor!
Bu ülkede kadınlara, çocuklara ve hayvanlara bunca şiddet uygulanırken, klaviyede bu yazıları bir erkek olarak yazmaktan utanç duyuyorum ve hepsinden özür diliyorum.
Erkelerin üzerindeki utanç çok büyüktür...
Bu masum hayvandaki bakışa iyi bakın, "...acaba siz insanlardan çok mu şey bekliyoruz?" diyor adeta.
"Hayatımın en büyük direnişindeyim,
İnsan kalma direnişi."
5 Mayıs 2018 Cumartesi
SEÇMEN MANİFESTOSU
SEÇMEN
MANİFESTOSU
Adaylar
birer birer manifestolarını açıklıyorlar, bana kalırsa seçilen değil seçen
manifesto açıklamalı, madem oyu veren benim, madem mülkün sahibi millettir,
milletin manifestosu olmalı. Çünkü benim fikrim olmazsa onun fikri benim fikrim
olur. Bu yüzden kendimce bir manifesto yazdım. Yüzlerce madde yazabilirdim ama
sadece 20 madde yazdım. Eğer sizin de oyunuza saygınız varsa lütfen en azından
kendi 20 maddenizi kaleme alın ve ne istediğinizi açıklayın:
1- Benim adayım tüm psikolojik ve mantık
testlerinden geçip, ruh ve akıl sağlığı yerinde olan biri olacak. (sağlıklı)
2- Benim adayım doğru düşünmeyi bilecek.
(mantıklı)
3- Benim adayım başka şey düşünüp başka bir
şey demeyecek. (ahlaklı)
4- Benim adayım hukukun herkese eşit
uygulanması için yırtınacak. (çünkü adalet mülkün temelidir) (adil)
5- Benim adayım “bu dünya fanidir, kıymetli
olan öteki dünya” deyip, en lüks arabalara binip en lüks binalarda yaşamayacak.
(rıyakarlıksız)
6- Beni adayım “atı alan Üsküdar geçer” ve
“benim memurum işini bilir” demeyecek. (fırsatçı)
7- Benim adayım kırmızı ışıkta durmasını
bilecek. (saygılı)
8- Benim adayım dini, siyaseti ve parayı bir
birine katmayacak. (tarafsız)
9- Benim adayım cemaatçi değil cemiyetçi
olacak, sarık sakal düşkünü değil bilgelik hayranı olacak. (toplum bilimci)
10- Ben adayım cumhuriyete karşı hazımsızlık
yaşamayan biri olacak. (cumhuriyetçi)
11- Ben adayım başka ülkelere ve milletlere en
üst derecede saygı göstermesini bilecek. (hoşgörülü)
12- Benim
adayım işine gelen rakamları açıklayıp, işine gelmeyen rakamları örtbas
etmeyecek. (özeleştiriye açık)
13- Benim adayım kifayetsiz muhteris olmayacak.
(anti-egoist)
14- Benim adayım kredi dağıtmayacak, iş
dağıtacak. (kalıcı çözümcü)
15- Benim adayım ahlaksızlık yapanı topluma
örnek göstermeyecek. (çıkarsız)
16- Beni adayım en yüksek hakların kadın hakları
olduğuna inanacak ve ona uygun hareket edecek. (kadına saygı)
17- Benim adayım haftada en az iki kere
kütüphaneye gidip kitap okuyan biri olacak. (bilgi sevgisi)
18- Benim adayım insan hakları, çocuk hakları,
hayvan hakları ve çevre haklarından taviz vermeyecek. (temel haklara saygılı)
19- Benim adayım azınlıkların haklarını
koruyacak. (zayıfı ezdirmeyen)
20- Benim adayım gelmesi kadar gitmesini de
bilecek. (haddini bilen)
Mevlana’ya
sormuşlar bunca şey okudun ne biliyorsun, cevap vermiş “ haddimi biliyorum”.
anooshirvan
miandji
Eczacı, Farmasötik Kimyacı,
Felsefeci ve Yazar
email: miandji@bilkent.edu.tr
email: miandji@bilkent.edu.tr
18 Ağustos 2016 Perşembe
Beyin
1-İnsan beyninin ayaktayken ve açık havadayken yaklaşık
yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşü…nülmektedir.Önemli kararlarınızı alırken
kapalı alandaysanız,”volta atmayı”deneyebilirsiniz.
2-Yürüyerek kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor.Önemli
kararlarınızı açık havada,kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne
dersiniz ?
3-Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor.Her gün birkaç
yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip,kullanabilirsiniz.Sözlük
okuyabilirsiniz.Alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi
deneyebilirsiniz.
4-Zihinsel jimnastik/antrenman yapın.Bunun için çeşitli
bulmacaları çözebilirsiniz.Satranç gibi akıl oyunları oynayın.
5-Rutinden kurtulun.Rutin olarak tekrar ettiğiniz
davranışlardan vazgeçin.Bazen telefonu sol elinizde tutun,çantanızı diğer
elinizle taşıyın,evinize başka bir yoldan gidin.En azından bir günlüğüne
televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.
6-Entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka
iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun.Beyninizi kaliteli
cümlelerle besleyin.
7.Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya
çalışın.Estetik algınız,gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir.
8-Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı
dinleyin.Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan
ekleyebildiği iddia edilmektedir.
9-Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer.Bu
düşünceler ne hakkındaysa,hayatınız da ona göre şekillenir.Unutmayın,kafanızda
en çok neyi düşünürseniz,hayatınızda da onu çoğaltırsınız.
10-Bir konu hakkında düşünürken,nasıl düşündüğünüzü de
gözlemleyin.Düşünmek üzerine düşünmek,beyin ve düşünce kapasitesini arttırır.
11-İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır.Çok uyuyorum
diye üzülmeyin.Einstein’in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor.24 saati
geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.
12-Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir.Beynimiz
ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2’sini oluşturduğu halde,vücuda gelen
oksijenin yüzde 25’ini tüketir.Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk
organımız beyindir.Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen
ısmarlayın.
13-Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir.Çocuklar ve
hayvanlarla daha fazla vakit geçirin.Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.
14-Kullanılmayan organ körelir.Sürekli televizyon seyrederek
beyninizi düşük viteste çalıştırmayın.
15-Beynin en tehlikeli yanı ”ters çaba” kuralına göre
çalıştığı anlardır.Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuzu başınıza getirir!
Buna ters çaba kuralı denir.Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile,bunu
gerçekleştirmek için çalışır.Topluluk önünde konuşma yaparken ”acaba
heyecanlanır mıyım ?” diye düşünürseniz,heyecanlanırsınız.
16-Beyni yoran monotonluktur.Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz,beyninizi
o kadar neşelendirebilirsiniz.
17-Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki
bilgiyi işleyebilir.Yeni bir bilgi gelince,bu bilgilerden birini atar.Buna
”sihirli sayı” kuralı deneir. Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda
beynimiz ”servis dışı” olur.Hayatınızın en büyük kararlarını alırken ”kafadan”
değil,tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi,bir kağıt
üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









